Son mesaj - Gönderen: ADMİN - Pazar, 19 Aralık 2021 13:01
Web Sitemizde Radyo, TV vb. Medya yayin hizmeti yoktur ... Saygilarimizla
Radyo hayalfm biz
22 Ocak 2022, 07:25:51 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Web sayfamız Sadece Forum sitesi olarak Hizmet vermektedir. Güncel Haber, resim galerisi, forum, paylaşım, video, müzik, sohbet ve bir çok faydalı içeriği ile sitemiz 2005 yılından beri Sizlerleyiz.
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10
 1 
 : 22 Aralık 2021, 20:47:42 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
TÜRKÜLERİMİZ
  Sevgili Dostlar ,
  Atalarımız müzik ruhun gıdasıdır demiş. Her kültürüre hitap eden değişik müzikler vardır. Müzik evrensel densede kişi hangi müzikle büyüdü ise o müziğe yatkındır. Hatta öyleki anne karnındaki bebeğin bile bundan etkilendiği bu nedenle bazı annelerin sevdiği müziği karnındaki yavrusuna dinlettiği bilinir.

   Millet olarak her ne kadar bölgesel olarak müzik kültürümüz farklı olsada öz müzığimiz adına halk müziği dediğimiz "türkülerimizdir"
Sonra türk sanat müziği "şarkılarımız ", arap kültüründen esinlendiğimiz " arabesk" batıdan esinlendiğimiz " türk pop müziği" ve diğerleri gelir.

     Türkülerimiz bizim öz müziğimiz demekle abartmış değiliz. Zira ismi bile milletimizin ismi ile özdeşleşmişdir. "Türk ve Türkü"

     Her türkü bir yaşanmışlık sonucu oluşmuşdur. Ve bizlerden birer parçadır. Dinlediğimizde mutlaka her birimiz kendimizden bir şeyler buluruz. Öyleki adına anonim dediğimiz , güftecisi ve bestecisi bilinmeyen yüzyıllara dayanan türkülerimizde vardır.

     Millet olarak dinlediğimizde tüylerimizi diken diken eden türkülerimizle nice senelerce yaşamak ve bu kültürü gelecek kuşaklara aktarmak  dileği ile...

     Türkülerde ve mutlu kalınız.

      Saygılarımla...
                                
Makale Yazarı : KAYA BEY
(Kendisine Teşekkür Ederiz)


 2 
 : 04 Aralık 2021, 19:21:59 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN


İslam'ın en önemli ibadeti olan ve Kur'an'da birçok yerde zikredilen namazın, bir şükür vazifesi olmasının yanında, sosyal, psikolojik, ekonomik, ahlakı ve fizyolojik yönleri de vardır. İşte madde madde namazın faydaları:

1-Namaz, günlük hayatı planlar. Günü 5 kısma ayırır. Günlük bir program oluşturur, insanı zaman mefhumu ile yüz yüze getirir ve her günün dolu dolu yaşanmasına yol açar.

2-Namaz, temizlikle başlar. Çünkü beden ve çevre temizliği, namazın farzlarındandır.

3-Bir kimsenin inanç durumunu belirtmek için, "Namazında niyazında bir kişi" deriz. Namaz İslam'ın simgesi haline gelmiştir. Müslümanlar namazı, Allah'ın bir emri olduğu için kılarlar. Ancak Allah'ın bu emrini yerine getirirken farkında olmadan, onun sayısız nimetlerinden de yararlanırlar. Aslında dinimizin hiçbir emri akla, mantığa, bilime ve sağlığa aykırı değildir. Hepsinde bir hikmet ve fayda vardır. Namazın bu faydaları çoktur.

4-Namaz kılmak doktorlarca hastaların eklem romatizmasını önleyen en etkili koruyucu tedbir olarak öğütleniyor. Rükuda sırt ve mide kasları takviye edilir. Mide civarı üzerindeki yağların eritilmesi sağlanır. Secdede baldır ve uyluk kasları hareketlenir. Bağırsakların hareketi sağlanıp kabızlığı önlemeye yarar.

5-Namazdaki tüm hareketler kalbin çalışmasını etkileyip kanın vücudun en uç noktalarına gitmesini hızlandırırken aynı anda sinirlerinde hareketini sağlayıp rahatlatır. Uykusuzluğu giderir. Secdede taze kanla yıkanan beyin zindeleşip namaz kılanlarda bunamayı engeller.

6-Günde kırk rekatla seksen secde eden vücudun ömür boyu bu hareketi ağır ağır yaptığı düşünülürse tüm vücudun dengeli hareketlere kavuştuğu anlaşılır

7-İstanbul tıp fakültesinde 1980 yılında yapılan bir araştırmada, diz eklemi romatizması olan ve namaz kılan 30 hasta ile, yine diz eklemi romatizması olan ve namaz kılmayan 30 hasta karşılaştırıldı. Namaz kılanlarda şikayetler ve hastalık belirtileri 50 yaşından sonra ortaya çıkarken, bu hastalık namaz kılmayanlarda 40 yaşından itibaren görülüyordu.

8-Namaz kılanların ekleminde 10 derecelik hareket kısıtlanması varken, kılmayanlarda bu kısıtlama 25 dereceye ulaşıyordu. Bu araştırmaya katılanlardan namaz kılanlar, 10 basamaklık merdiveni ortalama 22 saniyede çıkarken, kılmayanlar 34 saniyede çıkabiliyorlardı. Namaz konusunda yapılacak her araştırmadan bu tür sonuçlar elde edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilir.

9-Namaz, koordine, uyumlu bir ruhsal ve fiziksel hareketler manzumesidir. Ayaktayken, dik durulması önerilir, ikinci bölüm olan "Ruku"da, belin bacaklarla 90 derecelik bir açıyı, dizleri bükmeden gerçekleştirmesi gerekir. Yere, secdeye varıldığında, başın zemine dayanması, böylece vücudun tümünden daha aşağıda bir düzeyde bulunması sağlanır. Bütün bu hareketler devam ederken vücudun tüm iradeli kasları ve eklemleri tam bir uyum içinde hareket ederler.

10-Tam bir sağlık kaynağı Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Dr. Hans Tischer, ünlü bir ortopedi uzmanıdır. Bu bilim adamı, kendi sahasıyla ilgili bir hareketler zinciri olan namazı incelemiş ve şöyle bir yargıya varmıştır:

11-"Müslümanların namazı ortopedik açıdan bacaklar, diz, kalça ve ayak bilekleri hatta parmak eklemlerine varıncaya kadar vücudun her eklemini hareket ettirir. Ayrıca boyun, omuz, kol, bacak, sırt ve karın kaslarının tümünü büyük bir ahenk içinde kasılıp yumuşatmakta ve böylece tam bir sağlık kaynağı olmaktadır. Üstelik tüm bu faydalı hareketler günde beş defa tekrarlanmaktadır. Vücut için bundan daha faydalı daha rahatlatıcı bir hareketler topluluğu düşünülemez."

12-Sakat bile kalabilirler: Prof. Tischer'in tespitleri çok önemlidir. İnsanların çoğu ileri yaşlarda boyun, bel ve diz kireçlenmelerine bağlı olarak hareket bozuklukları çekerler. Bir nevi sakat kalırlar.

13-Bu durum, hayatlarının son devresini ağrılar ve sıkıntı içinde ve birçok hareketlerinden mahrum olarak geçirmelerine sebep olur. Düzenli olarak kılınan namaz, bütün bu arızaların en mükemmel önleyicisi olur.

14-Namaz aslında, günde beş defa Allah'ın huzuruna çıkmak olayıdır. Allah'a karşı görevini yerine getirmek, O'ndan yardım talep etmek ve bütün bunların manevi güzelliğini yaşamaktır.

15-Huzura kavuşan ve bu duygular içinde konsantre olan insanların beyinlerinde Dopamin, Interleukin-2 gibi maddeler salgılanır

16-Dopamin rahatlık, ferahlık veren, güzel duygular sağlayan bir maddedir. Interleukin-2 ise insanın savunma sistemini kuvvetlendirir.

17-Moralinin yükselmesiyle ağır hastalığı yenen insanlarda, Interleukin-2 salgılanması rol oynamaktadır.

[/b]

 3 
 : 03 Temmuz 2021, 12:58:03 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
Yorgunum sevgili sığınabileceğim suskun limanım olur musun?

Yorgunum kelimelerden, cümlelerden, dizelerden, şiirlerden,
bitmek bilmeyen kar boran kışlardan.
yorgunum. kirpiklerimin ucundan düşmeyen yaşlardan
yanılgılardan, yenilgilerden, zaferlerden oluşan
savaş alanına dönmüş hayatımdan
ve geride bıraktığım eli koynunda boynu bükük sevinçlerden.
yorgunum peynir gevrek ve demli sıcak bir çayın
verdiği lezzetti bile anlayamayacak kadar yorgunum

Yorgunum sevgili sığınabileceğim suskun limanım olur musun?

Yorgunum sevgili yorgun
kalbimin kapısını çalana
damla verdim, göl verdim, nehir, deniz verdim
yetmedi derya verdim
daha da yetmedi okyanus verdim
hepsini aldılar benden
kupkuru bir çölüm, şimdi
kimsenin mi bir damlası yok benim için.

Yorgunum sevgili sığınabileceğim suskun limanım olur musun?

Yorgunum sevgili yorgun
kalbimin kapısını çalana
kıvılcım oldum, alev oldum, ateş oldum,
yetmedi yangın oldum
daha da yetmedi kor oldum.
hepsini aldılar benden
bir avuç dumanım şimdi
kimsenin mi yakacak bir tek kibriti yok benim için.

Yorgunum sevgili sığınabileceğim suskun limanım olur musun?

Şimdi elimden almayı unuttukları
üç harften oluşan bir kelimeyle kapındayım sevgili
duvardaki gölgemi bile taşıyamıyacak kadar yorgunum
öyle sessizce kalbinin bir köşesinde
sımsıcak bir yuvanın hasretini yaşarcasına
gözlerimi kapatıp sessizce dinlenebilmek için
limanına sığınmaya geldim
suskun limanım olur musun sevgili?..!!!

 4 
 : 20 Mayıs 2021, 10:29:52 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
Sevgili dostlar
    Yaradan her canlıya bir ömür biçer . Bu zaman içerisinde bu dünyada yaşayıp ahiret alemine göçüp gider. Bundan kurtuluş yoktur.
Çünki her fani ölümü tadacaktır.
     Ölüm ; özellikle biz insanlar için en ağır ve zor bir sınav olup gidenler ahirette yeni hayatına başlarken kalanlara ise acı ve gözyaşı bırakır.
     En fazla etkilenenler ise ; yakınları ve sevenleridir. O nedenle ateş düştüğü yeri yakar denerek bu zorluk belirtilmeye çalışılmışdır.
     Sanatçılarımız her ne kadar yakınımız değilsede sevdiğimiz şahsiyetlerdir.
Özellikle de parayı ve şöhreti görünce kendini dağıtmamış , kişilikli ve kendini sanatına adamış olanlar tabiki.
      Böyle ; beyefendi , mütevazi  bir Ortaanadolu çocuğu olan Sevgili Oğuz Yılmaz'da bunlardan birisi idi. Yorumladığı güzel türküleri yanında , güler yüzü , beyefendiliği, deşifre etmediği aile hayatı ile sanki içimizden biri idi.
      En nihayetinde o da ömrünü tamamlayıp aramızdan ayrıldı. Vefatı tüm sevenlerini üzdü. Oğuz Yılmaz yeri doldurulamaz diye ifade edeceğimiz sanatçılarımızdan biri idi.
      Dinleyenlerine mesaj veren türküleri  öksüz kaldı. Örneğin ; kim ne etse aynı yere göçüyor sözü ile ölümün olduğunu ve bir gün mutlaka herkesin başına geleceğini ifade ediyordu.
      Sevgili Oğuz Yılmaz'a Allah'tan rahmetler kederli ailesine ise başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.  Tüm sevenlerinin başı sağolsun.
     Mekanı Cennet olsun , bundan böyle yeri sevenlerinin kalbi olacaktır.
   Bu arada tüm geçmişlerimize Allahtan rahmetler diliyoruz.
    Acısı ile tatlısı ile güzel bir ömür dileği ile
     Saygılarımı sunuyorum.

Makale Yazarımız:   KAYA BEY

 5 
 : 19 Mayıs 2021, 10:56:01 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
İnsan hayatı da sanki mevsimler gibidir.
    İlkbaharda tabiat canlıdır. Enerjiktir. Ortalık hareketlidir.
   İnsanların "çocukluk" dönemi aynı ilkbahar gibidir .  Hareketli ve enerjiktirler. Hayat doludurlar. Bu dönem 20 yaşına kadar olan devredir.
     Yaz mevsimine gelince ; tabiat yeşildir. Havalar sıcaktır. Meyveler olgunlaşır ve tatlanır.
   Bu dönem insanların "gençlik" denen evresine denk gelir. İnsanlar artık kendilerine bir yön vermişdir. Evlenmişdir. Yavruları olmuşdur. Bu dönem 20- 45 yaş arası olan dönemdir.
     Sonbahar'a gelince ; tabiat inzivaya çekilmeye , hava sıcaklıkları düşmeye ,
yapraklar dökülmeye başlar. Yani hazan zamanı gelmişdir.
      İnsanlarda ise bu dönemin adı   "olgunluktur" Bu dönemden sonra artık inziva hazırlıkları başlar. Torun torba sahibi olunmuşdur. Yaşı gereği sağlık problemleri çıkmaya başlar. Bu dönem 45-65 yaş arası  olan dönemdir.
     Kış ise tabiatın dinginleştiği , havaların soğuduğu , tabiatın dinlenmeye çekildiği bir dönemdir.
     İnsanlarda bu  döneminin adı "yaşlılıktır ". Bir köşeye çekilirler. Kan dolaşımları azalır. Üşürler . Artık doktorlarla ahbap olurlar.
Bu dönem ise 65-85 yaşları arası olarak görülebilir.
     85 yaş üstü olanlara gelince onların mevsimi yoktur. Çünki onlar için artık ömür maçı bitmiş uzatmaları oynanmaktadır.
     İşde en fazla arayıp soracağımız büyüklerimiz bunlardır. Zira insanlar yaşlandıkça sanki eski cazibelerini kaybedip gözden düşerler.
   Ne yazıkki ömrümüz varsa hepimiz bu muameleyle karşı karşı kalmayı sanki kader gibi görürüz. Oysa bu bir kader olmayıp bizlerin yaşlandığımızda kendi kendimize verdiğimiz bir ceza sanki.
   Oysa bu yaşlılarımız yaşayan tarihtirler. Tecrübelerinin zirvelerinde olup , bu tecrübelerden faydalanmak bizler için çok kıymetlidir.
     Geleceğin yaşlılık adayı olan gençlerimiz ; gelecekde ilgi görmek istiyorsak yaşlılarımıza mutlaka sahip çıkıp, onları sevelim , sayalım. Saygıda kusur etmeyelim. Çünki onlar çok alıngan ve hassas olup çocuk gibidirler.
     Her dönemin hakkını vererek yaşanacak bir ömür dileği ile...
      Saygılarımı sunuyorum.
                                               
Makale Yazarımız:  KAYA BEY

 6 
 : 19 Mayıs 2021, 10:53:09 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
Bir gün bir kadın sokakdan evine dönmektedir. Yolun üzerinde saf görünüşlü ve akli özürlü bir delikanlı görür. Bu saf çocuk gelene gidene ,      "Cennet satıyorum Cennet"  yok mu alan diye kendi kendine bağırmaktadır.
    Deli diye oradan geçenlerden kimse oralı olmaz. Kendi kendine hayıflanır. Hayret der. Kimse Cennet'i istemiyor. Bugün bir kişiye bile satamadım.
Bunu duyan kadıncağız , delikanlıyı mutlu etmek için teklifi ile ilgilenir.
      Sorar ; Cennet kaç lira der.
       Delikanlı; 20 lira diye cevap verir.
Kadında cebinden 20 lirayı çıkarıp vererek bana sat der. Bunun üzerine parayı alan  delikanlı sevinçli bir eda ile ; yaşasın bu gün de Cennetlik birini bulup sattım diyerek kendi kendine konuşarak oradan ayrılır.
     Kadın da delikanlıyı mutlu etmenin huzuru ile evine döner.
      Akşam olur. Yemekde konu açılır ve kadın eşine anlatır.
      Bugün sokakda akli özürlü bir delikanlı para ile "Cennet satıyorum" diye bağırıyordu. Kimse ilgilenmeyince , sevinsin diye ben aldım. Çocuk çok mutlu oldu. Tabiki ben de..
       Eşi sorar kaç para verdin.
       Kadın 20 lira der.
        Adam ,  hanım sen saf mısın? Ne gerek vardı .Deli değilmi. Eline üç beş kuruş verip başından savsaydın der.
      Kadın , ne yapayım çocuk mutlu olsun diye cenneti ondan satın alma oyununa iştirak etmiş oldum.
       Adam ne ise der. Bir müddet sonra yatarlar. Adam o gece rüyasında ise eşini Cennet'te görür.
O heyecanla uyanır ve sabaha kadar uyuyamaz. Mahcup olup eşinede bir şey söyleyemez.
     Bu olay onu o kadar etkilerki bu çocuğu bulup Cennet'i ben de satın almalıyım düşüncesi ile o gün işe gitmez. Başlar çocuğu aramaya.
     Bir kaç sokak ileride bulur.
    Yanına giderek sorar. Sen Cennet satıyormuşun.
    Evet satıyorum.
     Bana da satarmısın deyince , o saf delikanlı gidip sanki yerine bilge bir kişi gelir. O edayla , Hayır satmam der.
    Ama dün eşime 20 liraya satmışın ben de 40 lira vereyim deyince
       Delikanlı ,  hayır olmaz.
        Yüz lira vereyim. Hayır olmaz. Bin lira vereyim . Olmaz. Tüm paranı versen yine olmaz. Dün eşinize , Cenneti aldığının farkında olma+++ ve Cennet'i hakettiği için sattım. Sen ise farkındasın ve para ile almak istiyorsun. Cennet para ile alınacak kadar ucuz değilki.
       Bu söz üzerine adam üzülerek eli boş olarak  oradan ayrılır.
        Sevgili dostlar
       Bizlerin deli diye nitelendirdiğimiz insanların gönül gözleri açıkdır. Aslında belki de veli'dirler. Böyle insanlar bazen karşımıza bir sebeple çıkabilir. Onları hor görüp kötü muamele yapmayalım. Sevindirelim. Mutlu edelim. Bakarsınız Yaradan da bizi mutlu eder.
      Herkese kalb gözü açık , mutlu bir ömür dileği ile.
        Saygılarımı sunuyorum.
                     
Makale Yazarımız: KAYA BEY

 7 
 : 19 Mayıs 2021, 10:47:08 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
Bir ramazanı daha geride bıraktık. Allah mübarek etsin. Akabinde bayramımızada ulaştık.
    Peki sormak gerekirse acaba bayramları artık bayram gibi yaşıyabiliyormuyuz?
Kutsal ve dini özel günlerimizden olan Ramazan bayramı önceden böylemi kutlanırdı?
   Hayatımızda bayram kültürü de diğerleri gibi erozyona uğratma  amacı dışında kutlanır hale geldi.
  Bir zamanlar bayram gelmeden önce, coşkusu gelir heyecan ve şevkle hazırlığı günler öncesinden başlardı.
   Gelincede bayram gezmeleri , akraba , eş , dost ziyaretleri yapılır , mezarlıklar ziyaret edilirdi.
   Dargınlar barıştırılır herkes mutlu bir şekilde bayramlar kutlanırdı.
   Günümüze gelince ne yazıkki bayramlar artık  insanların birbirinden kaçtığı tatil günleri oldu.
   Böyle özel günlerde maddiyatı yerinde olanlar tatil merkezlerine olmayanlar ise alışveriş merkezlerine koşar oldular.
   Sanal yaşam buradada kendini göstererek , yazılan bir mesaj otomatiğe alınıp herkese gönderilerek bayramlaşmış olduğumuzu sanıyor olduk.
   Bir zaman yollarını heyecanla beklediğimiz günler olan bayramlar, es kaza eğer kaldırılmış olsa insanlar kaldırılan bayrama değil yapamıyacakları tatile üzülür hale geldiler.
   Ecdadımızın bıraktığı hasletleri nasıl bu kadar kısa zamanda harcadık düşünmemiz lazım.
   Ne yazıkki İçten ve samimiyetin yerini , maddiyat ve hoşgörüsüzlük aldı. Bu acı durum bayramlarda da tescil edilir hale geldi.
  Eskiden bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardı . Hele yudumlanan dost çaylarındaki muhabbet her şeye bedeldi.
  Ne yazıkki hatır , gönül işlerini ellerimizle gömdük.
  Göstermelikde olsa , bile aranıp sorulmayı dahi artık herkes karşısındakinden bekler oldu.
   Bir kapı zilinde duyduğum cümle sanki günümüzün tasviri gibi.
Zil butonuna basıldığında "eyvah misafir geldi"diyordu.
   Biz ne zaman birbirimizden bu kadar soğuyup kaçar olduk.
Diyebilirsinizki ! Yazdıklarınız biraz abartı değilmi? Herşeyi hakkıyla yaşayan yokmu?
Var elbette. Ancak yüzdeye vurursak oran ne? Sizce yeterlimi?
  Kararı sizlere bırakırken mübarek ramazan bayramınızı  tebrik ediyorum.
Hakkı ile yaşanacak nice bayramlar dileği ile
    Saygılarımı sunuyorum.

     Sevgili dostlar
    Bundan sonra hayatımızda Milattan Önce(MÖ) ve Milattan Sonra(MS) misali artık bir de virüsden önce virüsden sonra olacak. Bir radyoda yayınlanan bu makalem virüsden önce idi.
      Günümüze gelince;  Birbirinden kaçan biz insanlara bir virüs gelip kaçma öyle olmaz böyle olur dercesine , sanki görüşmemizi tamamen engelleyerek, eski şikayet ettiğimiz günleri de arar olduk. Ne diyelim hayırlısı ile bir an evvel eski günlerimize döneriz inşallah.
   İleride ağız tadı ile kutlanacak nice bayramlar temennisi ile bayramınızı tekrar tebrik ediyorum.
  Saygılarımı sunuyorum.

  Makale yazarımız:  KAYA BEY

 8 
 : 19 Mayıs 2021, 09:44:58 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
   Tabiat bizden yaptıklarımızın acısını çıkarıyor adeta.
   Eskiden biz sorumsuz  insanoğlu bozmadan önce herşey güzeldi.
Lapa lapa yağan kar güzeldi. Çisil çisil yağmur güzeldi.
    Öyleki yağmurun yağışı bile sanatkarlara ilham vererek şarkılar üretirlerdi. Mesela önceleri yağmur yağarken aşka davet ediyordu.
     Günümüze gelince aynı yağmur ; bizlerden intikam alırcasına yanına hırçın arkadaşı doluyu da alınca ...
      Bu kez artık davetin şekli değişti. Aşka değilde , arabalarımızı korumak için halı , kilim gibi örtüler bulmaya davet ediyor.
     Söz dinleyenler kazançlı çıkarken , dinlemeyenler ise sanayide kaportacının yolunu tutarak, bir taraftanda cüzdanına bakmak suretiyle , ah yağmur ve dolu bana yara açtınız. Ben size ne yaptım  diye sitem etmektedir.
       Dolu ise ; ah insan oğlu ah. Doğaya yaptığınız kötülükler için o kadar doluyum ki , bu size az bile diye homurdanmaktadır.
       Zararın neresinden dönülürse  kardır misali, şu an  doğayı korumaya başlasak bile kendini tamir etmesi yıllar alır.
       Bu tesbit varken ; aksine doğayı kendi ego ve rantımız için katletmeye devam ediyoruz.
Aslında böyle bir hakkımız yokki. Zira biz o emaneti atalarımızdan devraldık , zamanı gelince de  torunlarımıza bırakıp bu dünyadan göçüp gideceğiz.
      Vesselam aldığımız emanete sahip çıkamayıp , doğayı mahvederek torunlarımıza karşı vebale girdik.
       Bu duyarlılık içerisinde bir yaşam dileği ile
      Saygılarımı sunuyorum.
          
 Makale Yazarımız: KAYA BEY ( izinsiz kopyalanamaz)

 9 
 : 10 Şubat 2021, 15:30:13 
Başlatan ADMİN - Son mesaj Gönderen: ADMİN
1. Bir kişiyi telefonla iki defadan fazla aramayın. Çağrınızı yanıtlamazlarsa, ilgilenmeleri gereken önemli bir şeyler olduğunu varsayın.

2. Ödünç aldığınız parayı, diğer kişi size ödünç verdiğini hatırlamadan önce iade edin. Bu sizin dürüstlüğünüzü ve karakterinizi gösterir. Aynı şey para haricindeki diğer şeyler için de geçerlidir.

3. Birisi size öğle / akşam yemeği ısmarlarken asla menüdeki pahalı yemeği sipariş etmeyin. Mümkünse onların seçtikleri yiyecekleri sizin için de sipariş etmelerini isteyin.

4. Hiç kimseye "Ah, yani henüz evli değil misin?", "Çocuğun yok mu", "Neden bir ev almadın?"  veya "neden bir araba almıyorsunuz?"  gibi garip sorular sormayın. Bunlar sizin sorununuz değildir.

5. Arkanızdan gelen kişi için daima kapıyı açın. Erkek ya da kız, yaşlı ya da genç olması fark etmez. Toplum içinde birine iyi davranmak sizi küçültmez.

6. Bir arkadaşınız sizin için bir ödeme yaptıysa, bir daha ki sefere siz ödeme yapın.

7. Farklı görüşlere saygı gösterin. Unutmayın, birinin 6 gördüğü, size 9 görünebilir. Ayrıca, ikinci görüş bir alternatif için iyidir.

8. İnsanların konuşmasını asla bölmeyin. Konuşmalarına izin verin. Dediklerinin hepsini duyun ve hepsini filtreleyin.

9. Konuşurken gereksiz konulara girmeyin. Asıl konuyu anlaşılır şekilde anlatmaya çalışın.

10. Birisiyle dalga geçer  ve onlar bundan hoşlanmazsa, durun ve bir daha asla yapmayın. İnsanları daha fazlasını yapmaya teşvik edin ve ne kadar minnettar olduğunuzu gösterin.

11. Biri size yardım ederken "teşekkür ederim" deyin.

12. Arkadaşlarınızı kamuoyunda övün. Baş başayken eleştirin.

13. Birinin kilosu hakkında yorum yapmak için hiçbir zaman bir neden yoktur. "Harika görünüyorsun" demen yeterli. Kilo vermek hakkında konuşmak istiyorlarsa, zaten yapacaktır.

14. Biri size telefonunda bir fotoğraf gösterdiğinde sola veya sağa kaydırmayın. Sırada ne olduğunu asla bilemezsiniz.

15. Bir arkadaşınız size doktor randevusu olduğunu söylerse, bunun ne için olduğunu sormayın, "Umarım iyisindir" demeniz yeterlidir. Onları, size kişisel hastalıklarını söylemek zorunda kalma gibi rahatsız edici bir duruma sokmayın. Bilmenizi isterlerse, bunu zaten söylerler.

16. Temizlik görevlisine CEO ile aynı saygıyı gösterin. Altınızdaki birine ne kadar kaba davrandığınızdan kimse etkilenmez, ama insanlar onlara saygılı davranırsanız bunu fark edeceklerdir.

17. Bir kişi doğrudan sizinle konuşuyorsa, telefonunuza bakmak kabalıktır.

18. Sizden istenene kadar asla tavsiye vermeyin.

19. Kimseye gerek yokken yaşını ve maaşını sormayın.

20. Sizi doğrudan ilgilendirmeyen herhangi bir şey olmadıkça işinize odaklanın.

21. Sokakta biriyle konuşuyorsanız güneş gözlüğünüzü çıkarın. Bu bir saygı göstergesidir. Göz teması konuşma kadar önemlidir.

22. Yoksulların ortasında asla zenginliğinizden bahsetmeyin. Benzer şekilde, çocuğu olmayanların yanında çocuklarınız hakkında konuşmayın.

23. İyi bir mesajı okuduktan sonra, "Mesaj için teşekkürler" demeye çalışın.  Takdir, sahip olmadıklarınızı elde etmenin en kolay yolu olmaya devam eder.

 10 
 : 24 Ekim 2020, 22:18:13 
Başlatan HayalFm - Son mesaj Gönderen: HayalFm
Padişah, baş vezire sormuş:
- ‘Eğitim mi önemli, karakter mi?’
Vezir hemen cevap vermiş:
- ‘Karakter önemlidir sultanım!’
Padişah, memleketin her yanına tellallar göndermiş:
- ‘Duyduk duymadık demeyin… En iyi hayvan eğiticisine 100 kese altın ödül verilecek!’
Yapılan elemelerden sonra bir kişi, ‘ülkenin en iyi hayvan eğiticisi’ olarak padişah’ın huzuruna çıkmış. Padişah sormuş:
- ‘Bir kedi’ye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretirsin?’
- ‘Altı ayda öğretirim padişahım!’
Aradan altı ay geçmiş. Eğitici huzura alınmış. Padişah sormuş:
- ‘Öğrettin mi?’
- ‘Öğrettim padişahım!’
Saray erkanı toplanmış. Hünerli kedi elinde tepsiyle servis yapmaya başlamış. Tam baş vezirin önüne geldiği zaman padişah sormuş:
- ‘Ey vezir! Söyle bakalım, eğitim mi önemlidir, karakter mi?’
Vezir, padişahın sorusuna cevap vermeden önce, kaftanının altında hazır tuttuğu bir fare’yi yere bırakmış. Kedi, fareyi görünce tepsiyi attığı gibi farenin peşinden koşmaya başlamış. Altı aylık eğitim de boşa gitmiş.Vezir, padişahın sorusuna cevap vermiş:
- ‘Karakter önemlidir padişahım.

Önünde bir fare gördüğünde her şeyi unutan bu kedi gibi, eline bir fırsat geçtiğinde çıkarının peşinde koşan, dinini bile satan, eğitimli fakat karakteri bozuk insanlardan da Rabbim ümmeti korusun!’.

Amin

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10
MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.043 Saniyede 16 Sorgu ile Oluşturuldu
 

MKPortal ©2003-2008 mkportal.it Tema By:Tilsimli 2006-2008